Prikazano ukupno 6 unos/a od 2 osobe/a.
Poruka br. 1
Inan je napisao/laMart 20, 2009 u 4:48 poslije podne
DOĞUŞTAN ‘TOTAL RETÇİ’ BİR CEMAAT: MOLOKANLAR

Bir zamanlar Kars ilinin bugünkü adlarıyla Yalınçayır (Zührap), Atçılar ve Çalkavur adlı üç köyünde ‘total retçi’ diye tanımlayabileceğimiz bir cemaat yaşıyordu. Adları Rusçada süt anlamına gelen ‘molok’ sözcüğünden gelen Molokanlar (‘Süt içenler’) veya Türkçe kaynaklardaki adlarıyla Malakanlar, Slav kökenli bir Ortodoks tarikatının mensuplarıydı. Molokanlardan ilk kez, bölgede çalışmalar yapan ziraat profesörü İlhan Abidin ve Milli Mücadele yıllarının önemli figürlerinden Erzurum Mebusu Cevat Dursunoğlu söz etmişti. Ama Molokanların kaderini belirleyen kişi Kazım Karabekir oldu. Karbekir’in Molokanlarla ilişkisine gelmeden Molokanlar hakkında biraz bilgi verelim.

SADE HIRİSTİYANLAR . Rus Ortodoks öğretisi, Büyük Perhiz’de (Lent) süt içmeyi günah sayarken, hergün süt içilebileceğini ileri süren Molokan öğretisi, 17. yüzyılda Rusya’da ortaya çıkmıştı. Peygamberleri Maksim adını taşıyan, inançları Tevrat, İncil ve Zebur’un öğretilerinin bir karışımı olan bu grupların özünde, Hıristiyanlığın en sade, en törensiz ilk dönemlerine dönüşü özledikleri anlaşılıyordu. Çünkü Molokanlar haçı, ikonları, teslis inancını (baba-oğul-kutsal ruh üçlemesini), vaftizi, günah çıkarmayı, istavrozu, silah taşımayı, hatta tanrının otoritesine meydan okuduğu için devlet otoritesini bile reddediyorlardı. Erkekleri sakallarını kesmeyen ve sigara içmeyen, kadınları başlarını örten, topluluk dışından evlenmeyen ancak, sekizinci göbeğe kadar akraba evliliklerini ensest sayan Molokan tarikatının kurucularından Ukle-İn, daha sonra ünlü Rus yazarı Leo Tolstoy’un da mensubu olacağı Dukhobor (Manevi Güreşçiler) tarikatının liderinin kızıyla evlendiği için Molokanlarla Dukhobor’lar akraba tarikatlar sayılıyorlardı.

SÜRGÜN BAŞLIYOR . 1805’te I. Aleksandr tarafından çıkarılan bir fermanla, Rusya’daki diğer azınlıklar gibi koruma altına alınan Molokanların kaderi, 1830’da I. Nikola tarafından çıkarılan bir diğer fermanla kökten değişti ve Molokanlar önce Kırım, Orta Asya, Sibirya ve Transkafkasya’ya, sonra da Rus ordularının ilerleme hattında yerleşim yerleri oluşturma politikası uyarınca, Tiflis, Erivan, Gence, Şamahı gibi sınır eyaletlerine sürüldüler. Serfliği kaldıran ve azınlıklara bazı haklar tanıyan II. Aleksandr döneminin (1855-1881) başlarında Molokanların ve Dukhoborların durumu biraz iyileştiyse de balayı, zorunlu askerlik uygulamasıyla sona erdi. Askerliği insanların zalimliği olarak tanımlayan Molokanların askerlik yapmayı reddetmesi üzerine bir kısım Molokan ABD, Kanada hatta Avustralya gibi uzak ülkelere göç ederken, bir kısmı da 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Rusya’ya savaş tazminatı olarak verilen Kars yöresine iskân edildi. Amaç, Ermenistan bölgesinin Slavlaştırılmasıydı.

BOLŞEVİK SEMPATİZANLARI . Ancak, asıl şehrin hemen yanına bir garnizon-şehir inşa eden Rusların Kars’taki misafirliği 1917 Ekim Devrimi’ne kadar sürdü. Çarlığı yıkan Bolşevikler, Kars bölgesindeki egemenliklerini daha fazla sürdürmek istemediler. Molokanlar da Bolşevik Rusya’ya göçmek yerine Kars’ta kalmayı tercih ettiler ama, Molokanlar arasında Bolşevik düşüncelere ve Türkiye Komünist Partisi’ne sempati duyanların ortaya çıkması ve Sovyet Rusya sefiri Midavini’nin Molokanlara sahip çıkması, Milli Mücadele kadrolarında alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Bir yandan Rusya’dan silah ve altın yardımı alan, bir yandan da komünist akımları kontrol altına almaya çalışan Kemalist kadrolar, Molokanları bölgeden çıkartmanın yollarını aramaya başladılar. İşte sol fikirlere gayet mesafeli olan General Kazım Karabekir’in rolü burada ortaya çıktı.

Kazım Karabekir Molokanları şöyle anlatıyordu: “Malakanlar Ruslar zamanında dahi askerliğe gitmezlermiş, erkekleri hep sakallı. Umumiyetle iri vücutlu, canlı kanlı, sıhhat numunesi insanlar. Elbise ve vücutları temiz. Hayvanları kadana, arabaları çok eşya alır, dört tekerlekli, büyük ve sağlam. Ziraat, ekme, biçme aletleri hep son sistem, yalnız kuvvei ceriye beygirdir. Kan dökmek en büyük günah imiş, harpte dahi olsa. Ben onları yalnız nakliyede kullanıyordum. Buna dahi itiraz ediyorlardı. Karsın her tarafında şoseler boyunca uzanan bu köylüler teşvikatla Bolşevik teşkilatına başlayarak bugün gösterdikleri samimi hayatlarını bozmaya da başlamışlardı.”

ZORLA ASKERLİK . Karabekir, çözümü bulmuştu. Madem Molokanlar askerlik yapmaya karşıydılar, o halde onları kaçırtmak için askere alınmaları yoluna gidilecekti. Yine Karabekir’den dinleyelim: “Malakanların en nihayet 20 kânunusaniye (20 Ocak 1921) kadar memleketimizden çıkmadıkları halde katiyen askere alınacakları hakkında Ankara’dan emir geldi. Kars Rus Sovyet konsolosu Norman ziyaretime geldi. Malakanların askere alınması halinde Rusya’daki Türk tebaasının da askere alınacağını söyledi. Cevaben hükümetimiz 20 kânunusaniye kadar müddet temdid etmiştir, bundan sonra gitmezlerse askere alınacaklardır, artık bence yapılacak bir şey olmadığını söyledim .”

Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti (RSFSC) Dışişleri Komiseri Çiçerin, 18 Mayıs 1921’de baskı ile köylerinden uzaklaştırılan Molokanlardan boşalan yerlere Anadolu’dan getirilen Müslümanların yerleştirildiğini belirterek bu durumun derhal düzeltilmesini aksi takdirde bu davranışların Rus emekçi kitlelerinin tepkilerine neden olacağını ihtar etmişti ancak Kazım Karabekir buna kulak asmadı. RSFSC, 13 haziranda yeni bir nota ile “...bu toprakları terk edip göç etmek isteyen Molokanlar, malını mülkünü beraberlerinde alıp götürebilirler, ne yazık ki buna Türk makamları engel olmaya çalıştılar; bu da yetmedi, Molokanlar soyuldu ve her türlü baskı altında bırakıldı, ellerinden toprakları alındı. Bu göçmenler evlerinden kovuldu, açlıktan yarı ölmüş Molokanlar ahırlara ve tavlalara kapatıldı...” diye şikâyet ediyordu ama tacizler devam etti.

TUTULMAYAN SÖZLER . Nihayet, 13 Ekim 1921’de Kars’ta Türkiye ile Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri arasında imzalanan Dostluk Antlaşması’na Molokanlarla ilgili bir madde kondu. Buna göre, Molokanlar istedikleri zaman Türk vatandaşlığından çıkıp, ülkeyi serbestçe terk edebilecekler, eşyalarını, mal ve mülklerini veya bunların değeri kadar parayı yanlarında götürebileceklerdi.

RSFSC’nin 13 Kasım 1921’de verdiği notaya bakılırsa anlaşmanın bu maddesi de havada kalmıştı? “...Biz Misak-ı Milli’yi bütünüyle kabul ettikten sonra bu paktın Rus milli azınlığa karşı tanınmaması ve dinî haklarına saygı gösterilmemesi yersiz ve yakışıksız bir hareket olacaktır. Çarlık rejimi bile Molokanların dinî inançlarına göz dikmiş değildir ve Molokanlar bu rejim sıralarında bile askerlikten muaf tutulmuşlardır. Kaldı ki Misak-ı Milli’de ifade olunan özgürlük ilkelerini ihlal eden bir hükümetin, bu konuda Çarlığın zulmünü bile gölgede bırakan hareketlerde bulunmaması ve böyle hareketleri hakli olarak kabul etmemesi gerekir...’’

SON MOLOKAN . Rus tarafının birbiri ardına gelen notaları durumu değiştirmeyince, 20 bin nüfuslu Molokan cemaati yollara düştü. Askerlik yapmayı kabul ederek Türkiye’de kalan küçük grup ise, zaman içinde 1600 kişiye ulaştı ama onlar da 1962’de soylarını devam ettirecek eş adayları bulabilecekleri Ermenistan, ABD, Kanada ve Avustralya’ya doğru yola çıkmak zorunda kaldılar. Kars’taki son Molokan Vasili Dölemenci 26 Nisan 2007'de hayatını kaybedince tarihin bir sayfası daha kapandı.

Yazının tamamı için:

http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=1&ArsivAnaID=49144
Poruka br. 2
Inan je napisao/laMart 20, 2009 u 4:58 poslije podne
MALAKANLARDAN GERIYE KALAN: INSANLIK, SEVGI, KARDESLIK VE DOSTLUK ILE, KAN VE BARUT KOKAN SAVAS ORTAMINDA ELLERI KANA BULANMAMIS TERTEMIZ ANILAR...

Malakanlar Kars’ta yöre halkına değirmencilik, peynircilik konularında ve tarımsal alanda önemli katkılarda bulunurlar. İnançları gereği savaşa, silaha ve askere gitmeye karşıdırlar. Malakanlar, 1918’de Rus hakimiyeti bittikten sonra da Kars’tan ayrılmazlar. Ancak 1921’de silah altına alınmaya zorlanmaları bu topluluğun kitlesel olark göç etmesine yol açar. Kalan Malakanlar ise, 1962 yılında çoğunluğu Sovyetler Birliği olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’ya göç ederler.

Bugün Kars’ta dürüst, çalışkan ve mütevazi bir topluluk olarak sevgiyle hatırlanan Malakanlar’dan birkaç aile dışında hepsi göç ettikleri ülkelerde yaşıyor.

Bugün Kars'ta bölge insanlarıyla evlilik yaparak kalan azımsanmayacak sayıda Malakan yaşamakta. Giden Malakanlar'dan ise geriye, dere kenarlarında yıkık değirmenler, kocaman Arlov atlarının, Malakan ineklerinin isimleri kaldı. Bir de insanlık, sevgi, kardeşlik ve dostluk ile kan ve barut kokan savaş ortamında, elleri kana bulanmamış tertemiz anılar...

Molokans contributed to the life of Kars with their milling, cheese-making and agricultural skills. Their religious beliefs are opposed to war, weapons and military service. The Molokans did not leave Kars after the Russian occupation ended in 1918. However when they were forced to carry arms in 1921, they emigrated from Turkey. Most of the others left in 1962, most of them going to the Soviet Union and others to the USA and Canada. [As much as 10% of a few villages could have migrated to the US about 1905 to 1912, many were Jumpers. Many Doukhobors moved to Canada in 1899 before Molokans and Jumpers moved to the US. Most of the remaining Molokans, Jumpers and all Doukhobors moved to Rostov Province, Russia, about 1926. In 1962, most of the remaining Molokans and Jumpers moved with Russian Old Believer Nekrasov Cossacks to north Stavropol province, Russia, and some to Dagestan province.]

Today there are only a few Molokan families living in Kars but they are remembered fondly as honest, hardworking and modest people.

There are still a number of Molokans inhabiting Kars as a result of their marriages in the region. What remains of them is a few broken mills by the side of the streams. Only the names of the huge Arlov [Orlov] horses and Molokan cows... And also humanity, love, fraternity and friendship. In a war-like environment smelling of blood and gunpowder, they have clean memories with no bloodstain on their hands...

Yazının tamamı için:
http://www.molokane.org/places/Turkey/2008_UNDP.html
Poruka br. 3
Inan je napisao/laMart 20, 2009 u 5:12 poslije podne
http://www.milligazete.com.tr/makale/bir-belgeselin-cigliginda-malakanlar-106299.htm
Unos obrisan April 19, 2009 u 1:40 poslije podne
Unos obrisan April 19, 2009 u 1:42 poslije podne
Unos obrisan April 19, 2009 u 1:47 poslije podne